MEB HABERLER

Inegol Vehbi Koc IlkOgretim Okulu Inegol Vehbi Koc IlkOgretim Okulu - REHBERLİK   


Loading...

SON 5 ÜYE

serap çetin (pares)
(2010-09-04 17:12:22)
sinmesin (SELİM SİNMEZ)
(2010-09-03 14:22:39)
trstrs (ümit)
(2010-08-21 07:16:29)
Rosalie (Beste)
(2010-08-12 06:46:26)
mustince (mustafa)
(2010-08-04 17:51:49)

İstatistikler

Üyeler: 1456
Haberler: 387
Web Linkleri: 17
Ziyaretçiler: 534301

Kimler Online

Şu anda 17 misafir bağlı

Nitelikli eğitim ile geleceği önceden yaşamak için varız.

   

GÜNCEL HABERLER

 
Rehberlik Servisi
iletisim.gif
  • AİLE İÇİ İLETİŞİM  ( 1 öğe )

     Rehber Öğretmenimiz Atike DENİZ

    Anne-baba arasındaki ilişkinin niteliği, her koşulda ve mutlaka ebeveyn-çocuk ilişkilerine yansır, çocuğun davranışlarını da belirlemede çok önemli bir etkendir.

             Sıcak ve sağlıklı ilişkiler içindeki ana-baba; kendileri mutlu ve doyumlu bir hayat yaşayacağı için çocuğa karşı da huzurlu ve hoşgörülü davranabilir. Dolayısıyla çocuk da kendini böyle bir ortamda mutlu ve güvenli hisseder.

             Kendini güvende hissetmeyen bir çocuğun davranışları ya içe dönük ya da saldırganca olur. Normal ilişki geliştiremez. Yani ya güvensiz ya da isyankardır.

             Çocuklar ebeveynlerinden hem çeşitli şekillerde etkilenirler, hem de davranışlarında onları model alırlar. Bu nedenle; sağlıklı, mutlu, güvenli çocuklar yetiştirmek için ebeveynlerin önce kendi arasındaki iletişimi düzenlemesi gerekir.

             Aile içi iletişimi etkileyen ve bozan birçok faktör vardır.

    1.    Karı-kocanın kendi kişilik özellikleri:
    -         Birbirlerinden beklentileri
    -         Birbirlerini oldukları gibi kabul edememeleri, kendi beklentileri doğrultusunda değiştirmeye çalışmaları
    -         İletişim yetenekleri
    -         Kültür birikimleri
    -         Eşlerin yanlış alışkanlıkları (içki, kumar, çapkınlık vb.)
    -         Yaşam alışkanlıkları, dünya görüşleri

    2.    Dışarıdan gelen etkiler (Geniş ailenin etkileri)

    3.    Geçim sıkıntıları vb.

    Evlilik, farklı iki dünyadan “Marstan ve Venüsten” diye tanımlanan iki insanın bir arada(dünyada) yaşamaya çalışması gibi zor bir iştir.

    Herkes birbirini olduğu gibi kabul edip değiştirmeye çalışmaz, kendince yapması gereken fedakarlığa hazır olur ve karşı tarafa “SAYGILI” olursa evlilik daha yolunda gider.

    Evlilik başlamadan önce ön planda görünen aşk/sevgi sonradan saygının da ön plana çıkmasıyla daha derin boyutlar kazanır. Bu anlamda evlilikte “SAYGI” belki de en tılsımlı sözcüktür.

    Saygı: Karşımızdaki insanın varoluşuna saygıdır. Bunun anlamı, karşıdakini varolduğu için ve olduğu gibi kabul etmektir.

    İnsan ilişkilerinde 6 temel duygu gereksinimi vardır:

    1.    Değerli olma duygusu (Kendim olarak değerliyim)

    2.    Güven duygusu (Seviliyorum, korunuyorum, destekleniyorum)

    3.   Yakınlık ve dayanışma duygusu (Karşımdaki içtendir ve yardımcıdır)

    4.   Sorumluluk duygusu (İrademi kullanmalı ve sorumluluk almalıyım)

    5.    Başarma duygusu (Başarabilirim, takdir edilirim)

    6.    Mutluluk ve kendini gerçekleştirme duygusu

    DUYGULAR

    v    Duygular herkeste vardır, normaldir.

    v    Duygular bize iyi ya da kötü hissettirir, ama bizi iyi ya da kötü yapmaz.

    v    Neden olduğunu, nasıl olduğunu bilmeden duygular bize gelir.

    v    Duygular insanın içindedir, gözle görülmez, kulakla duyulmaz. Sadece hissedilir.

    v    Duygu, düşünce değildir. Sayılarla gösterilemez. Doğru ya da yanlışlıkları tartışılamaz.

    İnsanların ilişkilerinde 5 TEMEL ÖZGÜRLÜKLERİ vardır:

    ·        Algılama özgürlüğü

    ·        Düşündüğünü olduğu gibi ifade edebilme özgürlüğü

    ·        Duygularını olduğu gibi ifade edebilme özgürlüğü

    ·        İsteme ve reddetme özgürlüğü

    ·        Kendini özünü gerçekleştirme özgürlüğü

    İLETİŞİMDE UYULMASI GEREKEN BAZI KURALLAR

    §   Duruma karşınızdakinin gözü ile bakın.

    §   Sorunları kişiselleştirmeyin.

    §   Mesajın tamamını dinleyin.

    §   Eleştirileriniz yapıcı olsun.

    §   Aracısız iletişim kurun.

    §   Takdir ve övgülerinizi belirtin.

    §   Saldırgan olmayın.

    §   Selamlamayı önce siz yapın, karşıdan beklemeyin.

    §   Özür dilemekten çekinmeyin.

    §   Her insanın iyi ve kötü yönleri olduğunu önceden kabul edin.

    §   Sınırlarınız aşırı katı yada gevşek olmasın.

    §   Gerçekleri duymaktan kaçınmayın, susturmayın.

    §   Arkadan değil yüz yüze konuşun.

    §   Bağlılığı ve biz bilincini benimseyin.

    §   Gülün.

    §   Reddetmeden önce iyice düşünün.

    §   Önyargılı olmayın.

    §   Karşınızdakine önce “hak vererek” sonra da görüşlerinizi açıklayarak iletişimi sürdürün.

    AİLEYİ;

    -         ÜYELER,

    -         ONLARIN KİŞİLİK VE KARAKTERLERİ,

    -         BİRBİRLERİYLE İLİŞKİLERİ

                       olarak da tanımlayabiliriz.

             Ailedeki en önemli nokta, bireyleri arasındaki ilişkilerdir. Ailedeki herhangi bir üyeyi etkileyen bir değişim bütün aileyi etkiler. Çatışmalı ailelerde, diğer aile bireyleri gibi çocuklar da mutsuz olurlar.

           Çocuklar, hem güvenli bir ortam bulamadıkları hem de anne-baba birbiriyle ve kendileriyle çok meşgul oldukları için, ihtiyaçları olan ilgi ve özeni alamazlar.

           Her şeye rağmen çocuklar anne-babalarını bir arada görmek isterler ve sürekli bu çatışmaların bitmesini umarak yaşarlar.

           Daha büyük çocuklar bazen, evlilik bittiğinde daha dingin bir ortamda yaşayabilecekleri kanısına varırlarsa, ayrılığı onaylayabilirler.

           Anne-babaların tartışmaları çocuğu doğrudan etkiler.

           Çocuklar ego-santriktir. Dünyayı sadece kendi noktalarından görürler. Başkalarının görüşlerinin farkında olamadıkları için de kıyas yapamazlar. (Bu egosantrik oluş bencillik değildir. Durumu başkaları açısından görememek demektir.)

           Bu nedenle, çocuklar ebeveynin değil, kendi duygularının farkındadır. Bu yüzden de olanlardan kendini sorumlu tutar. Örneğin; aile dağıldığında uzaktaki ebeveyn görüşmelere ara verirse, işi olduğunu ya da eski eşini görmek istemiyor olabileceğini değil, artık sevilmediğini ya da sevilmeye layık olmadığını düşünür.

           Üzüntü, kızgınlık, korku, mutluluk gibi duygular belirli bir yaşla sınırlı değildir.

           Çocuklar için farklı olan; onların, kendi yaşadıkları duyguların nedenlerini anlayamamalarıdır. Bu nedenle de duyguları altında kolayca ezilebilirler ve bunları ifade edemezler.

           Bazıları, kendilerini hem evde hem de okulda üzgün hissederler. Bu duygularıyla başa çıkma konusunda gençlere ve yetişkinlere kıyasla daha az çözümler üretebilirler.

           Çocukların korkularıyla başa çıkma yollarından biri, isteklerinin gerçekleşmesidir. Çocukların dünyalarının yarısı fantezidir. Akla uygun yaklaşımları bir yetişkinin yardımı olmadan bulamazlar.

           Aile içi iletişim, aile bireylerinin gereksinimlerini ve ihtiyaçlarını belirleyen bir araçtır. İyi bir iletişim, yaşamın kalitesini yükseltir.

           Bir aile parçalanmaya başladığında eşler ve çocuklar arasındaki iletişim de kopuşur. Böyle bir zamanda da iyi bir iletişim ayrılmanın da daha kolay ve daha az ıstıraplı olmasını sağlar.

           Çocuklara, ayrılmanın söyleneceği zamanki konuşma, hayattaki en güç işlerden biridir.

           Yapılan bir araştırmada:

           Çocukların ayrılma olayını duyduklarında gösterdikleri tepkiler:

           Mutsuzluk hissetme.......................................................................57

           Ağlama...............................................................................................28

           Şaşkınlık............................................................................................23

           Rahatlamış hissetme......................................................................22

           Diğer çocuklardan “farklı” his.....................................................22

           Taraf olma, bir ebeveyni suçlama...............................................22

           Güvencesiz hissetme......................................................................15

           “Farksız” hissetme.........................................................................15

           Şoke olma..........................................................................................15

           Suçlu hissetme.................................................................................11

           Deprese hissetme............................................................................6

           Ayrılmanın çocuk üzerindeki etkisi tümüyle giderilemez, fakat verilecek doğru destekle azaltılabilir.

           Yapılan bir çalışmada 12 yaşında bir kız çocuğunun açıklaması:

           “O zaman ben bir şok içindeydim. Ayrılmanın ne anlama geldiğini anlamadım. Anneme de babama da çok kızgındım. Her ikisi ile de hiç konuşmamaya karar vermiştim.”

           9 yaşındaki başka bir kız çocuğu da:

           “Ben, kimseye anne-babamın ayrıldığından bahsetmedim. Bir arkadaşa, hele de pek özel birine ihtiyacım vardı, hala var.”

           Bu kız çocuğu durumundan utanmış, kendine güveni sarsılmış görünüyor.

           Şaşkınlık, zihinsel karmaşa, kızgınlık, ebeveynlerinin ayrılacaklarını duyan çocukların hissettiği ilk ve başlıca duygulardır. Bu duygular içindeki çocuğun yardıma ihtiyacı vardır. Yoksa depresyona girebilir.

           Çocuklar, genelde anne-babalarını üzmekten hoşlanmazlar. Bu nedenle de soru sormaya çekinirler.

           Çocukların anlamadıkları şeylerin açıklanması, zor durumlarda sabır ve cesaret verme, ebeveynlerin en önemli görevlerindendir. Onların kafasında öyle sorular oluşur ki cesaretlendirilmezlerse asla sormaya cüret edemezler.

           Çocuklar böyle bir zamanda; anlaşılmak, sabır ve incelik isteyen davranışlar beklerler. Anne-babalar da zaten kendileri mutsuz oldukları için böyle bir davranış göstermede zorlanırlar. Bu durumda bir profesyonel destek gelecekteki duygusal yıkımı önleyebilir.

    BAĞLILIK KURAMI

           Her canlı, daha doğuştan kendi türüne has davranış repertuarı ile gelir. Her tür davranış için kritik gelişim fazları vardır. Bu fazlar, çevre uyaranları ve bu uyaranların sonuçlarına bağlı olarak ortaya çıkabilir ya da silinebilir.

           Bağlılık davranışı, bir bebeğin davranış repertuarının bir kısmıdır. Onun amacı, anneyle yakınlığını korumak, dolayısıyla hayatta kalmaktır.

           Bebek bu bağlılığı çaşitli yollarla temin eder(Ağlama, gülme, asılma, izleme....)

           Bütün bu gayretler, “uygun” bir yanıtla, anne tarafından sona erdirilebilir.

    Şiddetli kararasız duygular(ambivalan) etkili olursa; bebeğin ortama uyum sağlamasında sorunlar ortaya çıkar. Sevgi ve güven etkili olursa; bebek de ortama o oranda uyum sağlar.

           Bağlılık, 8-9 ay civarında en şiddetli devresindedir. 2-3 yaşına doğru giderek azalır. Kısa aralıklı ayrılıklara katlanabilir hale gelir.

           Bağlılık davranışı, korku ve mutsuzluğun hüküm sürdüğü durumlarda

  • REHBERLİK  ( 1 öğe )

DUYURULAR


Get This? Newsflash Scroller PRO for Mambo 4.5.1, © 2004 webraydian.com

Bunları Biliyor Musunuz?

AVRUPA ÜÇÜNCÜLÜĞÜ (09-04-2008 17:19:50) -

     Sample Image




MATEMATİK OLİMPİYAT ŞAMPİYONUYUZ (12-11-2008 16:36:29) -    Sample Image


SBS'DE TÜRKİYE 1.LİĞİ (12-11-2008 16:51:59) -    Sample Image


OAB ÇALIŞMALARIMIZ TÜRKİYE'YE ÖRNEK OLDU (12-11-2008 16:47:14) -    Sample Image


ÖĞRENCİLERİMİZ MİLLİ TAKIMDA (12-11-2008 16:44:06) -     Sample Image


ÖĞRENCİMİZ TÜRKİYE 1.Sİ (12-11-2008 16:28:24) -    Sample Image


TÜRKİYE'NİN EN KALİTELİ OKULU (18-04-2008 11:32:50) -

  Sample Image




AB PROJEMİZ TÜRKİYE'DE İLK!!! (12-11-2008 16:07:21) -     Sample Image


BASKETBOL TAKIMIMIZ TÜRKİYE 9.SU (12-11-2008 16:26:11) -

   Sample Image





Get This? Newsflash Scroller PRO for Mambo 4.5.1, © 2004 webraydian.com

Site Messenger

M.E.B. Logolarini Görmek Için Tiklayiniz.

Meslek Lisesi Memleket Meselesi AVRUPA BIRLIGI EGITIM VE GENÇLIK PROGRAMLARI MERKEZI (ULUSAL AJANS)

ILSIS
Akıllı Adımlar Eğitim Seti